Yüce Bir Tepe

Aya Yorgi Manastırı – Büyükada

İtiraf etmeliyiz ki Adalar’ı sonbaharda çok seviyoruz. İnsan kalabalığının azalması ile Adalar’ı gerçekten hakkını vererek gezebileceğimiz zamanlar bize bu hayatta bir şeyler katıyor.

Bu yazımızda Adalar’ın en yüksek tepesinden ve oradaki kiliseden bahsedelim istedik.

Rum Ortodoks Manastırı olan kilise, şapel ve dua yeri, çeşitli kaynaklarda daha önce ki tarihlerle belirtilse de 1760 tarihli Patrikhane kaydına göre manastır 1751-1752’de İsaias isimli bir keşiş tarafından inşa edilmiş ve Patrikhane’ye bağlanmış. Ziyarete açık olan çan kulesinin arkasındaki kilise ise yeni Aya Yorgi Kilisesi’dir ve 10 Eylül 1908 tarihinde açılışı gerçekleşmiştir. Söylentilere göre ise manastırın geçmişi aslında bin yılı aşmaktadır (Kaynak: Kilise’nin içinde satılan broşür).

Başpiskoposluğun Türkiye’de kabul ettiği iki manastırdan biri olan (diğeri Efes’te bulunan Meryem Ana’dır)  bu manastır hac noktalarından birisidir. Bu manastır ile ilgili daha detaylı bilgi için bu linki ve bir de bu linki tıklayabilirsiniz.

23 Nisan ve 24 Eylül günü bu manastıra dileklerinin kabulü için gelen akın akın ziyaretçiler kulaktan dolma inanışlar sonucu kiliseye çıkan yola iplikler açarak, plastik torba parçalarını ağaçlara bağlayarak, yol taşlarını söküp üstüste koyarak aslında ne yazık ki çevreye zarar vere vere tepeye tırmanırlar.

Biz ise daha sakin zamanlarını seviyoruz. Yokuş yaklaşık 20 dakikada tırmanılıyor. Bu sayede mükemmel detaylara odaklanabiliyoruz. Mesela kocayemişlere, meşe palamutlarına, ve ada hayvanlarına.

Kilise küçücük. Artık ziyarete açık olmayan bir ayazması da bulunan manastır; koltuk değnekleri ile yokuşu çıkarak iyileşip değneklerini orada bırakanlar, ayazmasının suyu ile şifa bulanlarla biliniyor. Bu mekan ile ilgili bir diğer bilgi ise eskiden gayrimüslim cemaatin akıl hastalarının genellikle kilise yanındaki manastırlarda tedavi edilmesi ve Aya Yorgi Manastırı’nın bunun en ünlüsü olması (Kaynak : Deliler ve Doktorları Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Delilik, Sayfa 52, Rüya Kılıç, Tarih Vakfı Yurt Yayınları). Ruh hastalarının kilisedeki ayine iştirak edebilmeleri, eski kilisenin zemininde var olan, demir halkalara bağlanmaları ile mümkün olurmuş (Kaynak: Kilise’nin içinde satılan broşür).

Bu tepenin bir başka harikası ise kilisesinin yanındaki kır gazinosudur. Muhteşem bir manzara ile keyifle bir şeyler yiyip içebilir ve hayallere dalabilirsiniz.

Haydi hazır havalar hala mis gibiyken (ve yokuş çıkarken nispeten daha rahat iken) yola koyulun.

Sağlıcakla kalın,

Bir İstanbul Yolcusu

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir