Yandı, Bitti, Kül Oldu

Tepebaşı Tiyatrosu – Tepebaşı007

Tepebaşı Tiyatrosu’nun aslında artık (1971’den beri) yerinde yeller esiyor. İzini sadece eski-yeni yayınlarda ve internette, büyüklerimiz ve resimler sayesinde sürebildiğimiz bu tiyatro kimi kaynaklara göre 1890 yılında İstanbul Şehremini Rıdvan Paşa tarafından kurulmuştur. Başka bazı kaynaklarda ise burada İstanbul’a gelen yabancı gruplara muhtemelen bir çadırda gösteriler düzenleyen bir tiyatrodan bahsedilmektedir. Müslüman Mezarlığı’nın bulunduğu alana kurulmuş olan bu ilk oluşumun yine bir yangında yok olduğu sanılıyor. Genel kanı ise yukarıda bahsettiğimiz Rıdvan Paşa’nın, dönemin bilinen tiyatro mimarlarından Hovsep Aznavur’a yaptırdığıdır.

1908 yılında Meşrutiyetin ilanına kadar sadece yabancı gruplara gösteriler yapılmıştır. 1916’da ilk yerli oyunu Tepebaşı Tiyatrosu’nda sahne almaya başlamıştır. Darülbedayi-i Osmani (Osmanlı Güzellikler Evi yani ilk şehir tiyatrosu) tarafından sahnelenen “Çürük Temel” isimli oyun gündüz hanımlar gece de beyler matinesini, Asker Ailelerine Yardım Cemiyeti yararına sahnelemiştir.

Ara ara sekteye uğrasa da Darülbedayi’nin sahnesi olmaya başlayan Tepebaşı Tiyatrosu 1927’de bütçe sıkıntıları ile sanatçıların bizzat kendileri tarafından yapılan boya, badana, tamir tadilatlarını geçirir.

Millet Bahçesi içerisinde bulunan Şehir Tiyatrosu yine bahçenin içerisinde bulunan Anfi ya da Asri sinema olarak isimlendirilen binaya 1942 yılında komedi kısmını taşıyınca binanın ismi Tepebaşı Dram Tiyatrosu olarak değişir. Ünlü tiyatro sanatçısı Hazım’ın vefatı da yine bir ilk olarak buradan kaldırılmıştır ve tiyatro iki gün perdelerini açmamıştır. Hazım ile ilgili daha detaylı bilgiyi buradan edinebilirsiniz.

1960’larda Şehir Operası kurulur ve ilk temsillerine Tepebaşı Dram Tiyatrosunda Puccini’nin “Tosca” Operası ile başlar. Bu sırada değişen öncelikler ile bu alan giderek kültür olarak değil rant olarak görülmeye başlanmıştır. Zamanla eskimiş olan ve ödeneksizlikten yenilemeyen bina itfaiye teşkilatının incelemesi sonucu verdiği rapor ile temsillere kapanır, tadilat sonrası 1962’de “Sinekler” oyunu ve “La Traviata” ile yeniden temsillere başlar.

1964 yılında Bertolt Brecht’in “Sezuan’ın İyi İnsanı” oyunu bir takım insanlar tarafından basılır, binaya hasar verilir ve sanatçılar tartaklanır (bu oyunu seyretmek isterseniz bilgiler için bu linke tıklayabilirsiniz). Yine aynı yıl bu alana yapılması için bir site projesi Milliyet Gazetesi’nde haber olmuştur, ancak hayata geçirilemez.

1969’da “Sonbahar Fırtınası” oyunu bu binada sahnelenen son oyun olur. Şehir Tiyatroları Harbiye’ye taşınır. Yıkılmak istenen bina gelen tepkiler üzerine tiyatro müzesi olması yönünde karara bağlansa da meçhul bir yangın 1970’de binaya büyük zarar verir. Kullanılamaz olsa da ayakta olan tiyatro 1971’de yeniden meçhul bir şekilde yanar ve yok olur.

006009

Rant kavgaları, düzenlemeler, kitabına uydurmalar sonucunda ise işte bu şekli ile günümüzde yer alan bir alan olmuştur; oldukça beton, halk tarafından layıkıyla kullanılamayan ve boğucu gri…001

Tepebaşı Tiyatrosu ile ilgili çok detaylı ve okuması çok keyifli bir yazıya bu linkten gidebilirsiniz. Biz de bu yazıyı yazarken bu siteden faydalandık. Sanatçının sevgisi kelimelerde bile hissediliyor.

Sağlıcakla kalın,

Bir İstanbul Yolcusu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir