Tozlu Yollardan İhtişamlı Geçmişe Bir Bakış

El Hamra ve Melek Sinemaları

014

Bu hafta Beyoğlu’ndayız ve esamesinin esamesi bile kalmamış olan iki sinemanın bıraktığı tozlu yollarda ilerliyoruz. Facebook sayfamızda bahsettiğimiz gibi 29 Eylül 1929’da bu iki sinemada Muhsin Ertuğrul’un yönettiği Ankara Postası filmi ilk gösterimini yaptı.018

İlk durağımız El Hamra Han içerisinde bulunan El Hamra Sineması. 1923 yılında açılan bu sinemanın yerinde önceden1830’lar – 1920’ler arasında Kristal Palas ve Fransız Tiyatrosu bulunmaktaydı. 1831’de çıkan yangın sonrası yeniden tiyatro ve ayrıca balo salonu inşa edilen bina iş yapamadığı için Arapzade Sait Bey alıp El Hamra Sineması’na çevirene kadar bir halı firması olur.

013

Zamanla ihtişamını kaybeden sinema 1958’den 1970’lere kadar yeniden tiyatro olarak hizmet verir. “İki film birden”  furyasına yakalanan bu muhteşem salon 1999’da feci bir yangın ile kül olur. Büyük bir kulüp projesi ile 2006’larda hayata dönmeye çalışsa da şu an için yine terk edilmiş durumdadır. Bu sinema ile ilgili bir yazıyı bu linkten okuyabilirsiniz.

Diğer durağımız olan Melek Sineması’na gelirsek; ismini salonundaki iki melek figüründen almıştır.

IMG_1989

1884 yılında Alexandre Vallaury tarafından inşa edilen bina sinema olmadan önce sırasıyla İstanbul Avcılar Kulübü, Strangali’nin Rum Atletik Jimnastikhanesi, Yeni Sirk, Tekerlekli Paten Pisti ve eğlence merkezi olarak hizmet vermiştir.

IMG_1981

1924 yılında açılan Melek Sineması, 1940’larda ilk sahipleri Artidi’lerden İpekçi Kardeşlere geçmişti. 1958’de Emekli Sandığı’na geçince ismi Emek Sineması olarak değişti. 1969’da Turgut Demirağ, 1975 yılından itibaren de Kurtuluş ailesi tarafından işletilen sinema 1999-2000 yıllarında kapsamlı renovasyonlar geçirmiş idi. Hayatın vahşi değişimine direnemeyen bu sinema 2013 yılında ne yazık ki yıkıldı. Bu yıkım fotoğraflarına bu linkten ulaşabilirsiniz.IMG_1985

Bu hafta değerlerimizi koruyamadığımızın, ellerimizden nasıl akıp gittiğini birebir gördüğümüz bu sinemalar bizi biraz burktu.

Düşünüp duruyoruz değişmek hayatın bir parçası ama yıkımla, yok ederek mi olmalı? Koruyarak değişmek mümkün değil mi?

Sağlıcakla kalın,

Bir İstanbul Yolcusu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir